“ABD güvenlik garantileri garip bir hâl aldı”: Grönland anlaşmazlığı, Ukrayna için uluslararası hukukun caydırıcı işlevini zayıflatıyor.
“Grönland vakası”, Ukrayna ve Rusya arasındaki gelecekteki barış anlaşmasının çerçevesine şüphe getirmekte. ABD ile AB arasındaki gerginlikler, Batı’nın Moskova’nın saldırganlığını caydırma çabalarını zaten dağıtıyor, diyor siyaset bilimci Maksym Yali, Focus’a göre.
Yakın zamanda ABD Başkanı Donald Trump, Grönland’ın Rusya‑Çin tehdidine karşı “korunmasız” olduğunu iddia ederek adanın ABD kontrolüne alınmasını talep etti. Avrupa bu tutumu desteklemeyi reddettiğinde Washington, Danimarka, Norveç, İsveç, Fransa, Almanya, Birleşik Krallık, Hollanda ve Finlandiya’dan gelen ithalatlara tarifeler uyguladı.
Müttefiklerin egemenliği pazarlık unsuru haline geldiğinde, “Avrupa, Rusya’nın güvenliğine en büyük tehdit olduğunu ve Ukrayna’ya mali destek vererek AB ülkelerine olası bir saldırıya iki‑üç yıl hazırlık süresi kazanacağını” düşündü, diyor Yali. Ancak “Trump adlı yeni jeopolitik gerçeklik” farklı bir yol izledi. Özünde, Danimarka’nın egemen bir bölgesini ekonomik bir anlaşma bahanesiyle devretmesi talebi söz konusudur, diye ekliyor.
Ayrıca ABD başkanı, diplomasi başarısız olursa “daha sert” yöntemlere başvurmak istediğini açıkça söylemiş durumda. Analiste göre bu emsal, sadece Avrupa için değil, tüm uluslararası ilişkiler sistemi için tehlikeli. Büyük güçlerin toprak iddiaları normalleşirse, uluslararası hukuk etkili bir caydırıcı işlevini kaybeder.
Ukrayna için sonuçlar: uluslararası hukukun erozyonu. Ukrayna, Rusya’nın uluslararası hukuk ihlallerine başvurma şansının giderek azaldığını, bu durumun tazminat beklentilerini belirsizleştirdiğini belirtiyor. İkinci olarak, AB’nin dikkat ve mali kaynakları, ABD ile yeni bir ticaret çatışmasını yönetmeye kayacak. Bu bağlamda, Washington ve Moskova arasındaki olası gizli temaslar, Ukrayna’yı kenara itme riski taşıyor.
“Umarız her şey barışçıl ve hızlı biter. Ancak Trump’ın hızlı ve kararlı ‘özel operasyonlar’a olan ilgisi açıkça görülüyor,” diye belirtiyor uzman. Bu, “Grönland hikayesinin” sadece bir başlangıç olabileceğini gösteriyor. ABD ve AB arasındaki müzakerelerin sonucuna çok şey bağlı.
“NATO ülkelerine ABD güvenlik garantilerinden bahsetmek bir şekilde garip hâle geldi,” diye sonuçlandırıyor Yali. ABD bir müttefikin egemenliğini sorgularsa, Avrupa’daki Amerikan güvenlik garantilerine duyulan güven kaçınılmaz olarak zayıflar. Böyle bir ortamda güvenlik, antlaşmalardan çok öz savunma kapasitesine dayanır.
R
Fotoğraf Kaynağı: Kaynak: Euromaidan Press
